Alıcı mı Yoksa Koleksiyoner misin?

Koleksiyoner (veya koleksiyoncu) ile alıcı arasındaki farkı bazen karıştırabiliyoruz. Alıcılar genellikle eserlerin ticari değerini, yatırım getirisini ve sergileyecekleri alana uyup uymamasını göz önünde bulundururlar. Öte yandan “koleksiyonerlik” tamamen kişisel bir eylemdir. Tutkulu olmayı gerektirir. Bir koleksiyonerin önemli iki özelliği ise sanatçı ile kurduğu bağ ve kendisine has olan yolculuğunu kurgulamasıdır.

Günümüzün öne çıkan çağdaş sanat koleksiyonerlerinin roportaj ve yazılarını incelediğimizde, onları besleyen ve tetikleyen gücün birden çok sanatçı ile kurdukları ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Bir tema, konu, mesaj vs. belirlemek elbette ki bir koleksiyon oluşturmak için bir başlangıç olabilir. Fakat göz ardı edilmemesi gereken, size bu yolculuğunuzda eşlik edecek sanatçılardır.

Beni son zamanlarda en çok etkileyen merhum Ali Raif Dinçkök’ün koleksiyonudur. Ali Bey koleksiyonuna kattığı her eser sahibiyle (tabii yaşayan sanatçılar ile) tanışmaya özen gösterirmiş. Evinde belirlediği bazı sanatçılar için odalar ayırıp, belirli dönemlerine şahitlik ettiği sanatçıların eserlerini orada izlermiş. Koleksiyonunu tuttuğu deposu veya herhangi başka bir saklama alanı yokmuş. Hepsini kendi yaşam alanlarında tatmaktan zevk alıyormuş.

Önemli bir başka nokta da koleksiyonerlerin satın alırken “Acaba bu eseri nerede sergileyebilirim?” sorusunu düşünmeden eserlere daha çok duygusal yaklaşabiliyor oluşlarıdır.

Aslında koleksiyonerliği siz de kendinize bir nevi alternatif bir alan oluşturmak olarak görebilirsiniz. Eserler ve yapıldıkları dönemler ile bir ilişki kurulabilir veya çağdaş sanatı takip ederek ilerisi için bir seçki oluşturma heyecanı ile motive olabilirsiniz. Gözünüzü ne kadar erken eğitmeye başlar ve sanat dünyası içinde olursanız gerçek beğenilerinizi ortaya çıkarmak o kadar kolaylaşır.

Bu beğenilerinizden oluşan bir dünya kurgulamak, bunu paylaşmak, daha da zenginleştirmek için çabalamak ve bu süreçte güncel sanatı takip etmek insanın ruhuna iyi gelen ve kendisini tanımasını sağlayan bir yoldur. Bu nedenle alıcı olarak kalmayıp, tutkularınızın oluşturduğu bir yaşam ortamı yaratmak sizi organik olarak koleksiyonerliğe teşvik etmiş olacaktır.

Kim Bu Genç Koleksiyonerler?

Son zamanlarda sanat dünyasında tartışma konusu haline gelmiş olan genç koleksiyoner kime denir sorusu kafama takılmış durumda. Genç koleksiyoner belirli bir yaşın altında olana mı denir yoksa orta yaşta olup eser almaya yeni başlamış kişileri de genç koleksiyoner kategorisine alabilir miyiz?

AXA sigorta tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünya çapında sanat koleksiyonerlerinin 15-25% genç koleksiyoner olarak geçmektedir. Bu kategorideki kişiler 40 yaş altında olup %65’i koleksiyoner ailelerden gelmekte. Bayrağı ön sıralarda taşıyanlardan biri de Sylvian ve Dominique Levy’nin kızları Karen Levy, aile girişimi haline gelmiş olan dsl collection’ın yöneticilerinden biri olarak görev almaktadır. Öte yandan, genç koleksyonerlerin veteranı olarak geçen Adrian Cheng ise kendi kuruduğu k11 vakfının sahibi olup, önemli bir isim haline gelmiştir.

Bir önceki yazımda da işlediğim gibi, gözü ne kadar erken eğitirsek o kadar seçkilerimiz belirgin hale gelir. Genç koleksiyonerler de genelde tahmin edildiği gibi yola erken çıkanlardır. Bir önceki koleksiyoner jenerasyon iyi ilişkide oldukları galerilerden aktif olarak alışveriş yapmayı tercih edebilirler. Fakat günümüz koşullarında galerilerin, temsilcilerin, müzayedelerin iş modellerinde farklılıklar yaptıklarını görüyoruz. Bu koşullarda genç koleksiyonerler risk almayı tercih edebilirler. Bütçeleri başlarda sınırlı olarak görünse bile seçtikleri birkaç sanatçı ile beraber büyüyüp, onların belirli dönemlerine tanıklık etmeyi arzu edebilirler. Teknolojinin gelişimi ile yeni medya sanatçıları onlar için vazgeçilmez olabilir. Step İstanbul gibi erişilebilir sanat fuarları, çevrimiçi müzayedeler vs. onlar için doğru alanlar olacaktır.

Günümüzün genç koleksiyonerleri farklı tatların peşinde olup öncelikleri farklı olabilir. Bununla beraber, sanat dünyasıyla ilişkilerini karakterize eden ve onları bir önceki nesilden ayıran eğilimleri de elbet olacaktır. Ne olursa olsun, yaş sınırlaması olmadan direksiyonun başına yeni geçenlerin ve diğer bütün koleksiyonerlerin değişmeyen gerçeği motivasyon kaynaklarıdır. Sanat sevgisi, üretimin takdir edilmesi ve bununla gelen kişisel tatmin arzusu…

Selam!

Sevgili okuyucum. Bildiğin gibi bu günlerde blogu olmayanı dövüyorlar… Bende bu kervanın yeni üyelerinden biriyim. Bu blogda sadece bir konuya konsantre olacağım. Öyle her telden çalıyor denmesini istemem. Sanırım ilk yazım biraz biyografi biraz da vaat içerecek. Ayrıca özgün bir metin yazmanın öyle sandığım kadar kolay bir iş olmadığını bu cümleleri yaklaşık üç saat içinde yazarak anlamış oldum.

 

İsmim Defne. Ankara’lı bir ailenin İstanbul doğumlu tek çocuğuyum. Ailenin Ankara’lılarından da baya bir farklı olduğum hep söylenir:) İyi bir gözüm olduğunu ilk orta okul zamanlarında anladım. Babam hobi olarak Alaçatı’da taş ev restorasyonuna başlamıştı o zamanlar. Nedense bütün yaptığı evlerin her aşamasını takip ettim. Estetik görüntünün ne kadar önemli olduğunu anladım. Zaman geçtikçe babamı yönlendirmeye bile başladım.

 

Hayatimin dönüm noktası olarak gördüğüm yatılı okul maceram sanat anlamında asil başlangıcı verdi. 14 yaşımda Isvicre’ye ailemi zar zor ikna ederek gittim. 110 yillik okulda ilk Türk ve kadın okul başkanı oldum falan filan… En önemlisi, IB programında, yüksek seviye sanat dersi aldım. İtiraf etmeliyim, fen ve matematik de hiç şansım olmadığı için zorunlu bu dersi seçtim… Çok şanslıydım ki vizyonu çok geniş bir öğretmenim vardı. Ne kadar çok keyif alsam da, ileride bir ressam veya heykeltraş olamayacağımı biliyordum. Üniversite için en büyük hayalim New York’a gelmekti. Bugün, Amerika’nın en iyi sanat okulu seçilen Parsons da, stratejik tasarım ve işletme okuyorum.

 

Gelelim beni diğer sanat blog yazarlarından ayırt eden şeyin ne olduğuna… Bir üniversite öğrencisi olarak burada çok bilgili olduğumu söyleyemem. Ama bildiğim tek bir şey var, o da bilginin paylaşıldıkça artacağı. Ben koleksiyoner bir ailenin kızı, öğrenmeye aç ve gezmekten zevk alan bir sanat aşığıyım. Amacım, ileride sanat danışmanı olup aynı zamanda da koleksyon sahibi olmak. Kendime has olan bu yolda araştırmalarımı, öğrendiklerimi ve gördüklerimi sizlerle paylaşacağım. Utanma, sıkılma yok!

Hadi o zaman, başlayalım!